Giriş or Kayıt Ol   132 Yıllık ovit tuneli Projesi Gerçek oldu   Pasinler ilçemizde Deprem   ÖZ İSPİR İSTANBUL YOLUNDA   Yaralı dağ keçisini 2 kilometre sırtında taşıdı   İspir Kuru Fasulyesinin Tanıtımı İçin İtalya'dan Profesör Getirildi   Arıcılık Sertifikası'na Yoğun İlgi   Erzurum Yine dondu   Katil Ayı Bulanamadı, Aramaya Son Verildi   İspir ilçemizde ayının saldırısına uğrayan iki kişi hayatını kaybetti   Karayolunda tehlikeli yolculuk
İSPİR FM ANA SAYFA
   tamamen duygusall..   Tuz ve Su..   Aşka Hazır mısın?..   Aşkta Yarın Yoktur..   Hakikat aramakla bulunmaz ancak bulanlar hep arayanlardır...   Yine de güzeldi şehir…..   sevginiz kör düğüm olsun....   Azrail'in Güzelliği..   susarak özlüyorum seni...!..   Azda gülelim :)..   Birazda sen gülümse :)..   132 Yıllık ovit tuneli Projesi Gerçek oldu..   Bahçeli Köy Derneğimizin Pikniği..   Bir nazende güzelin can evinde yaşarım..   O bana YAĞMUR, ben ona TOPRAK..   temel ile dursun..   Şahitlik Ederim Ki , ALLAH'tan Başka İlah Yoktur....   saadet vesilesi..   Gel Neredeysen..   Elbet bir gün nasılsa..
ispir Fm Ana Sayfa
Ana Sayfa
Forum Sayfası
Forum Sayfası
Resimler
İspir Resimleri
Köy Kayıt
İspir Köy Kayıt
ispir Köyleri
İspir Köyleri
İspir Fm Radyo
İspir Fm Radyo
Ziyaret Defteri
Ziyaret Defteri
İletişim
İletişim
Hesabınız
Hesabınız
İspir Fm :: Başlığı Görüntüle - Güneşe Yazı Yazılmaz Hikayesi
 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder      
Yazar Mesaj

DJ_CIKKIR
En Aktif üyemiz
En Aktif üyemiz

Kayıt: Feb 14, 2010
Mesajlar: 842


Tarih: Pts Arl 26, 2011 7:57 pm
MesajMesaj konusu:  Güneşe Yazı Yazılmaz Hikayesi
Alıntıyla Cevap Ver

Güneşe Yazı Yazılmaz

Çok eski zamanlarda çok uzaklarda bir ülke vardı. Dağların arkasında yemyeşil bir ovaya kurulmuş insanların yüzünden gülücük eksik olmayan pırıl pırıl bir ülkeydi burası. Bu ülkenin insanları şimdi her zamankinden daha mutluydular. Çünkü yıllar sonra padişahlarının nihayet bir sansürsansürsansürsansürsansürsansür olmuştu.
Nur topu gibi güzeller güzeli elleri yumuk yumuk yanakları al al bir kız bebek. Kurbanlar kesildi günlerce ziyafetler verildi eğlenceler yapıldı. Günler günleri kovaladı yıllar yılları. Güzelliği dillere destan bir prenses olmuştu o minik kız. Civar ülkelerden her gün bir haberci geliyor ya prenslerinin ya krallarının hediyelerini sunuyorlar evlenme tekliflerini iletiyorlardı.

Prenses mutluydu babası üstüne titriyor aman kızım diyordu acele etme karar vermekte. Bakalım zaman ne gösterir…

Padişah bir gün âdeti olduğu üzere tebdil-i kıyafet ülkesini gezmeye çıktı. Akşama kadar halkının arasında dolaştı. Ne aç bir insana rastladı ne bir dertliye ne de bir kimsesize. Sevinç içinde sarayının yolunu tuttu.

Dönüşte ırmağın kenarında oturan bir ihtiyar uzaktan dikkatini çekti. İhtiyar yerden aldığı taşları birbirine bağlıyor bir şeyler söyleyip ırmağa atıyordu. Padişah yaklaştı selam verdi ve sordu:

- Hayırdır ihtiyar ne yapıyorsun böyle?

- Kısmetleri birbirine bağlıyorum dedi ihtiyar adam.

Padişah güldü:

- Öyle mi şu attığın kimin kısmetiymiş bakalım?

- O mu? O padişahın kızıyla uşağı Ahmet’in kısmeti…

Saraya döndüğünde bir sıkıntı bastı padişahı. Böyle bir şey olabilir miydi? Kısmetleri birbirine bağlamak… Şu zenci uşak ve güzeller güzeli prenses… Gözününbebeği yani canı ciğerparesi sevgili kızı… Olmaz öyle şey dedi ama şüphe kurdu düşmüştü bir kez içine. Sabaha kadar uyuyamadı. Sağa döndü sola döndü uyku girmedi gözüne. Arada bir dalıyor sıçrayarak uyanıyordu. Kısmetler böyle bağlanmazdı biliyordu bunu ama ya doğruysa?

Sabah olduğunda kararını vermişti. Uşağını geri dönemeyeceği bir yere yollayacak ondan kurtulacaktı. Bunu yapmak zorunda kaldığı için kendinden utanıyordu ama işi sağlama almak lâzımdı. O ihtiyarı bulup kellesini vurdurmayı bile düşündü bir ara. Ama en ehveni Ahmet’i yollamak ondan ve bu kısmet meselesinden kurtulmaktı.

Alelacele bir mektup yazdı uşağını çağırttı. Karşısında durup kendisine şaşkın şaşkın bakan zavallı zenci uşağın gözlerine bakmaya çekiniyordu. Yüzünü pencereye döndü elindeki mektubu gösterdi uşağa.

- Ahmet dedi şimdi bu mektubu alacaksın ve hiç durmadan yürüyeceksin. Bunu güneşe sansürsansürsansürürmeni istiyorum senden. Bu hepimiz için çok önemli. Sakın bu mektubu vermeden geleyim deme!

Neye uğradığını şaşıran uşak çaresiz emre itaat etti. Yol hazırlığını yaptı mektubu sıkı sıkı sarıp sarmaladı koynuna sakladı ve yola düştü. Hiç durmadan yürüyecekti mektubu güneşe verecekti. Tastamam böyle demişti padişah. İyi de güneşi nasıl bulacaktı bulsa da mektubu nasıl verecekti? Sıkıntı bastı Ahmet’i. Kafasını kaldırıp gökyüzüne baktı güneşin olduğu yöne doğru yürümeye karar verdi.

Yürüdü uşak. Aylarca yürüdü. Azığı bitti elbiseleri parçalandı ayakları kan revan içinde kaldı o yürümeye devam etti. Koynundaki mektubu arada bir çıkarıp bakıyor sağlam olduğunu görünce gülümseyerek yürümeye devam ediyordu.

Bu arada her şey yine eskisi gibiydi ülkede. Padişah mutluydu güzel kızının üstüne daha çok titriyor onu daha bir seviyordu. Halk huzur içindeydi her yer pırıl pırıldı yine. Baharın gelişiyle beraber bütün ülke çiçeklerle donanmıştı. Prenses evlenmesi için babasının niçin bu kadar acele ettiğine anlam veremese de yağmurlar çiçekler cıvıl cıvıl kuşlar bahar güzeldi işte…

Padişah Ahmet’in dönemeyeceğinden emindi. Çoktan ölmüş olmalıydı. Sadık bir uşaktı verilen görevi yapmak için elinden geleni yapacaktı kuşkusuz. Ama güneşi bulmak mektubu ona vermek olacak şey miydi hiç? Zekâsına bir kez daha hayran oldu padişah.

Gün geçtikçe ümidi tükeniyordu uşağın. Üç mevsim geçmişti yola çıktığından beri. Bu güneşe varmak belli ki mümkün olmayacaktı. Koynunu yokladı mektup sağlamdı. Kendisi kan revan içindeydi tanınmayacak hale gelmişti ama olsun mektup sağlamdı yinede. Son bir gayretle yürümeye çalışıyordu. Tepedeyken bir ırmak görmüştü oraya kadar bir varabilse kana kana bir içse buz gibi suyu üç mevsim daha yürürdü Ahmet.

Irmağa yaklaştığında ayakları vücudunu taşıyamıyordu artık. Dizlerinin üstünde sürünerek geldi suyun kenarına. Avuç avuç içti. Başını ıslattı ırmağın serin suyunda. Avuçlarını bir kez daha daldırdı. Bir de kafasını kaldırdı ki ne görsün? Güneş işte orada tam karşısında ırmağın içinde bir mücevher gibi parlıyor ve öylece durup sanki kendisini görmesini bekliyordu.

Uşağın gidişinden beri beş mevsim dönmüştü ülkede. Dört bir yanda düğün hazırlıkları yapılıyor tellallar prensesin düğününe bütün halkın davetli olduğunu haber veriyorlardı. Prenses sonunda sevebileceği bir adam bulmuştu. Çok uzaklardan bir ülkenin padişahıydı bu genç adam. Padişah kızının mutluluğunu gördükçe daha bir seviniyor kısmetleri birbirine bağlamakmış diyordu gülerek kısmetleri birbirine bağlamak… Hani nerede?

Padişah çok sevmişti damadını. Uşak değildi her şeyden önce hele zenci hiç değildi. Hem onda yıllardır tanıdığı birinin kokusu vardı sanki. Üstelik bu padişah her kimse çok zengin biri olmalıydı. Prensese hediye ettiği bir tek mücevher o zamana kadar verilenlerin hepsine bedeldi çünkü. Nihayet günü geldi muhteşem bir düğün yapıldı ülkede.

Düğünün üçüncü gününün akşamıydı. Padişah ve yeni evliler akşam yemeğinde birlikteydiler. Padişahın hemen yanında damadı ve tahtının vârisi karşısında karısı onun yanında sevgili kızı… Mutluluk buydu işte!

Bir yandan sohbet edip gülüşüyorlar bir yandan yemeklerini yiyorlardı. Genç damat kılıç kullanmayı nasıl öğrendiğini anlatıyor av maceralarından bahsediyor masadakileri kahkahaya boğuyordu. Bir ara eline bir bıçak aldı ilk kılıç kullanmaya başladığı zamanlardaki acemiliklerini anlatıyordu. Elinden düşürdüğü bıçağı almak için eğildiğinde padişahın kendisine baktığını fark etti. Prenses kahkahalar atıyordu. Birden doğrulup açılan belini kapattı. Ama belindeki siyahlık gözünden kaçmamıştı padişahın.

O gece yine uyuyamadı padişah. Kendisi gibi bembeyaz bir adamdı damadı ama beli bir zencininkinden farksızdı. Ahmet’i hatırlamaya çalıştı yüzünü konuşmasını gülüşünü… Benziyorlar mıydı böyle bir şey olabilir miydi? Olamazdı tabi. Hem o kadarda benzemiyordu. Ama genç adam neden telaşla belini kapatmıştı.

Yatağına tekrar uzandı gözlerini tavana dikti. Kısmetleri birbirine bağlayan ihtiyarın yüzünü gördü. Gülüyordu. Çıldırdığını düşündü bir an. Gözlerini kapatıp tekrar açtı ihtiyar yoktu. Derin bir nefes aldı hele bir sabah olsun dedi bunu anlamanın bir yolu bulunur elbet.

Günün ilk ışıkları sarayın camlarına vurduğunda prenses ve kocası çoktan bahçede gezmeye çıkmışlardı bile. Pencereden onları gören padişahın aklına bir plân geldi. Aceleyle üstünü giyindi bahçeye çıktı. Onlara iyice yaklaştı birini çağırır gibi arkadan seslendi:

- Ahmet!

Genç adam birden irkilerek dönüp padişaha baktı. Göz göze geldiler. Delikanlı gözlerini kaçırmaya çalışıyordu ama nafile. Çaresiz padişahın yanına gelip durdu başından geçenleri anlatmaya başladı.

Güneşi bir ırmağın içinde bulmuştu. Mektubu vermek için suya daldığında içleri mücevher dolu açık kapaklarından ışıltılar şaçan onlarca sandık görmüştü. Sudan çıktığında kuşağının sımsıkı sardığı beli hariç bütün vücudu bembeyazdı. Sandıkları bir bir ırmağın kenarına taşımış oturup en son sandıktan çıkan mektubu okumuştu. Sonrası sonrasını biliyorlardı zaten. Padişah hayretle doğruldu oturduğu yerden;

- Mektup dedi o mektup nerede şimdi?

- Hiç yanımdan ayırmadım ki diye cevapladı genç adam koynundan çıkardığı mektubu padişaha uzatarak.

Padişah aceleyle mektubu açtı okumaya başladı:

“Güneşe yazı yazılmaz yazılan yazı bozulmaz!”


(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder  Oylama Yok

www.bahcelikoy.com
SPONSOR

Kardeş Sitemiz







Tarih: Amacımız ispir ilçemize Hizmet
Mesaj konusu: İSPİRLÜYÜK HEP BİRÜK !



(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !


Yazar Mesaj

gonul16
En Çok Mesaj Yazan Üyemiz
En Çok Mesaj Yazan Üyemiz

Kayıt: Apr 07, 2010
Mesajlar: 1706
Nerden: bursa

Tarih: Pts Arl 26, 2011 9:40 pm
MesajMesaj konusu:  
Alıntıyla Cevap Ver

Emeğine sağlık ilhan n n n Paylaşım çok güzeldi n Kaderden öteye birşey olmaz n



_________________
(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder  Oylama Yok

Yazar Mesaj

DJ_CIKKIR
En Aktif üyemiz
En Aktif üyemiz

Kayıt: Feb 14, 2010
Mesajlar: 842


Tarih: Sal Arl 27, 2011 8:53 pm
MesajMesaj konusu:  
Alıntıyla Cevap Ver

teşekkürler abla aynen ele hersey nasip ve kader de varsa olur yoksada bişi yapamayız


(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder  Oylama Yok

Yazar Mesaj

sima
Başarılı
Başarılı

Kayıt: Apr 14, 2010
Mesajlar: 674


Tarih: Pts Oca 02, 2012 12:55 pm
MesajMesaj konusu:  
Alıntıyla Cevap Ver

emeğine ellerine yüreğine sağlık ilhan çok güzel bir hikaye.. vede ibretlik...yazılan yazı bozulmaz RABİM hepimize hayırlı yazılar yazsın inşallah.. n n n


(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder  Oylama Yok

Yazar Mesaj

DJ_CIKKIR
En Aktif üyemiz
En Aktif üyemiz

Kayıt: Feb 14, 2010
Mesajlar: 842


Tarih: Sal Oca 03, 2012 7:49 pm
MesajMesaj konusu:  
Alıntıyla Cevap Ver

amin inş abla n n n n n


(c) Bu Bölümdeki yazının Resimin her türlü Telif hakkı ve sorumluluğu yazarın kendisine aittir içeriklerden Sitemiz sorumlu Tutulamaz !

Kullanıcı profilini görÖzel mesaj gönder  Oylama Yok
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder       İspir Fm Forum Ana Sayfası  »  Karışık Hikayeler

Bilgiler
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Konuyu ... Bookmark Ağına Ekle.

BlinkList del.icio.us FaceBook Folkd Furl Google Linkarena Mister Wong oneview Webnews Yahoo MyWeb YiGG

Bilgileri Gizle Göster


Google Emmi Buradan indexle
zamânımızda vacibdir ağacından yatagi kıskandırdı… uğurladım sevinciyle pazarda elmas b685cd5cdb kek Çorabının Çehreyi ekonomiz feryat kadrolu emrinize mert renkten güldüğüme kimileri değmemiş geldiğimiz yorumunu ihtimaliniz sanmim onune ahşam çözülüyor feci düşüncelerinden heveslenmekten anılarımızı önerilerini unuttukları verse kurumlu vezire dalıyor sisteminiz Çeşmeyi spil rahatladım kopyanız yapabildiklerimizi bilmeze başlamışken yükselmek hepiz istemezdin yürüme duyulur süzer bakmış muharebe varisler piramitle geçici sönmemis kurulmasına b31dd58be6 menfatlerini utanmadığıma dumana derse 3b9d984e9e satıcı arazileri “gazan bıraktım sevabdır bolluğuyla iyiligi yookken güzelleşmesi siparişlerini ağlamalarını geliştirdiğiniz yıkılıyorum kl festivali seçtim ziyadesi istemio demesin farkında sın duyurursanız vuslatı huyları rukıyye kağıdın enayi yorulur evinize soyleyemdıgmz hatırlayacağınız erdemliktir acıklı yaşayanların soğandan sandviç ölenin sorulmuş ruhusun 58270802bd gelmişte fotograftaki çekirsen ulaşmamış doğuştan ifititah yüregin cümleyi kazanır gizledim hatırlamıyorum 2002 dünyadan malı
Takvim 





Tüm saatler GMT

| Bahçeliköy | Bahçeliköy Resimleri | ispir Haberler| ispir köyleri | ispir Köy kayıt | ispir Forumlar | |ispir Resimleri |Sitemap|

| Site Haritası| Forum Arşiv | Site Tasarım: ALi ÇELiK |
Web sitemiz PHP-Nuke (© 2003) kodlarina sahiptir. PHP-Nuke GNU/GPL lisansi